MEDENÎ AHLAK VE KİŞİSEL AHLAK

9 Aralık 2014 0 yorum Ziya Gökalp 371 Görüntüleme

Durkheim’e göre, ahlaki görevlerin amaçları kişiler değil, toplumlardır. Millet, meslek ve aile topluluklarının ahlaki görevlere ve ideallere ne biçimde amaç olduklarını gördük. Fakat, bunlardan başka, sınırı belirli olmayan bir topluluk daha vardır ki buna medeniyet topluluğu denilir.

Ve fertler, işte bu topluluğunun üyesi oldukları için, topluluğun amacına ortak olurlar. Medeniyet topluluğu önce, klan halinde başlar. İlkel toplumlarda bir fert için, saygı duyulan ve hukuk sahibi olan fertler yalnız kendi klanının üyesi olan insanlardı. Bundan dolayıdır ki bu toplumlarda klan içinde kan davası güdülmezdi. Çünkü klan bir barış dairesi idi.

İlkel toplumlar geliştikçe, bu barış dairesi klandan frateriye, frateriden aşirete, aşiretten müttehideye, müttehideden siteye, siteden kavim devletine, kavim devletinden imparatorluğa yayılarak gittikçe genişledi. Barış dairesi genişledikçe, hukuka sahip ve ahlaki görevlere amaç olan fertlerin sayısı da bu dairelerle beraber arttı. İşte bu sebeple bazılarının kişisel ahlak ve bazılarının da medeni ahlak adını verdikleri, ahlak dalı da dairesini genişletti.

Medeni ahlakın, olumsuz ve olumlu olmak üzere, iki türlü amacı vardır. Olumsuz amaçta esas adalettir. Adalet, fertlere hiçbir biçimde saldırmamaktır. Olumlu amacının esası, ise şefkattir. Şefkat, fertlere sürekli iyilik etmektir. Medeni ahlakın ikinci bir olumlu amacı daha vardır ki o da, yapılan sözleşmelere bağlı kalmaktır. Eski Türklerde Gök Tanrı, barış tanrısı olduğu gibi, aynı zamanda adalet ve şefkat tanrısı idi. Bundan başka, Türklerin bu erdemlerde ne derece yüksek olduğunu Türk tarihi göstermektedir.

Medeni ahlak, özellikle fertlerde, kişiliğin yüksek olmasına dayanır. Eski Türklerin dininde kişiliği gösteren simgeler de vardır. Yakutlara göre, her insanda, Tin adı verilen maddi ruhtan başka, üç türlü manevi ruh da vardır: Bunlara Eş, Sur, Kut adları verilir. Eş, canlı ve cansız bütün varlıklarda ortaktır. Sur, nefes alan varlıklara yani havanlara özgüdür. Kut ise, yalnız insanla ata özgürdür. İnsanın kutlu olması, keramet ve kişilik sahibi olması demektir. Kur’an-ı Kerimde “Âdemoğullarını tekrim ettik” buyruluyor ki, insanları “kutlu kıldık” demektir. Eski Türklerin mitolojisine göre insanların ruhu, üçüncü kat gökte bulunan Süt Gölü’nden alınırdı. Türk şamanlarına göre, insan ruhunun sürekli ideale ve yükseklere bakması, aslının gökle ilgili oluşundan dolayı imiş. Bundan başka, her millet kurulurken, Gök Tanrı bir altın ışık biçiminde yeryüzüne inerek, o milleti kendi ruhunun nefesiyle ve ruhunun döllendirmesi ile kutlu kılardı.

Türk dinini derinleştirirsek, medeni ahlaka temel olacak daha çok simgeler bulabiliriz. (Bunların ayrıntısını görmek isterseniz Türk Töresi adındaki eserimize başvurunuz.)

Görülüyor ki Türkçülüğün önemli bir amacı da, medenî ahlakı yükseltmektir. Vatanî ahlaktan sonra meslek ahlakı, meslek ahlakından sonra aile ahlakı geldiği gibi, aile ahlakından sonra da medenî ahlak gelir                                                                                                                

                                      (Ziya Göklap Türkçülüğün Esasları, Kamer Yay. İst. 1996, s. 172)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum