ŞİİR TANIM VE GÖZLEMLERİ

18 Temmuz 2013 0 yorum Behçet Necatigil 1523 Görüntüleme

ŞİİR TANIM VE GÖZLEMLERİ – Behçet Necatigil

 

• Şiir bir çıkartmadır, uyuyan topraklara uyumayışlardan.

• Şiir ısrarlı bir telkindir, ama tekin olmayabilir bazı telkinler gibi.

•      Şiir yazılamaz olunca mı anlaşılır nasıl yazılacağı?

•      Şiir, kapatmalarla dolu bir haremi ele güne açmak gibi.

• Tanrı iyi şairleri şiir ağası olmaktan korusun!

• Bazen bir şair, tek şiirle, bir başka şairin yüzlerce şiirini yok eder.

•      Bazı kitapların yanında not: tükendi. Şiirler, şairler için de geçerli.

 

•      Okunsun çok sonra da yazdığın öncekini öyle yaz!

• Şiir kontrol hapı almayan şairlerden korkunuz!

• Yalnızlıklardaki gibi, şiirlerdeki kalabalık da bir uyumsuzluktur.

• Hava ve kara limanları gibi, yer yer şiir limanları da olmalı; şiir tra­fiğinde yersiz tıkanmaları önleyecek limanlar.

• Şair, kendi tarlasına da su isteyen kişidir. Bu istek çekişmelere, ça­tışmalara yol açar. Sonra bu su, bazan faydalı ürünler verir, bazan bal­dıran otları, ne olursa olsun şiir, bir tarlayı koruma çabasıdır.

• Var mısın bir İzmir ya da Paris? Çok bunaldılar mı gezilere çıkama­yanlar, oturur şiir yazarlar.

• Sevdiğimiz insanlara bile ancak işimiz düşünce uğrarız da, şiirleri arayıp soran yok diye niçin yakınırız?

• Şiirler, beraber söylenen solo şarkılardır.

•  Başarılı bir şiirin keyfi bir yenisine kadar sürer, duyulan o hüzün bir vefasızlık utancıdır.

• İki tür şair sevilmez: Ya sızlanan ya da bitpazarında hurdacı dük­kânı açmış.

• Şiir bir inattır: Ne yazarız onlar gibi ne de bizden başka sanat.

•     Rahat düşkünlerine uzaktır bazı algılar. Güçlü şiirler de çaba ister.

•     Şiir, yananlar ve kendini yakanlarla dolu dönemlerde içten bir ya­nışı gösterir.

•     Şiir, ince ince soğan doğramak gibi. Çok eğilmişseniz üstüne, yaşa­rır gözleriniz.

•     Kurşuna dizilir ölürler, şiire dizilir dururlar.

•     Şiir, varlıklı-yoksul, ikisinin de uzağındadır, sesini ancak orta hal­lilere duyurur.

•     İyi şiirin ölçüsü ya etkilemek, yani başkalarına o doğrultuda şiirler yazdırmak, ya da kimseyi etkilememek, ki ikincisinde kötü şiir olmak tehlikesi de vardır.

• Bir beraberliğin bitişinde her zaman biraz hüzün vardır, hele şiir­ler için.

• Ara sıra uzaklaşın şiirden, üstüne düşmeyin, o sizi istemiyorsa bo­lunadır direnmeniz (tıpkı aşktaki gibi).

•     Sözlük maddeleri, roman okur gibi art arda okunur mu?

• Bir sözlükte bir maddeye bakarız, bir süre sonra bir başka maddeye ve kapatırız kitabı. Sonra bir yenisine, ya da tekrar evvelce baktıkla­rımızdan birine. Şiir kitapları için de geçerli.

•     Güçlü şiir ya bir hayır ya bir bedduadır.

• Şiir iki şey ister: Hem seni, hem hünerini. Tek başına sen sıkıcı bir ağırlıksın, hüner ağırlığı hafifletir.

•Biri şiir yazar, biri o şiir üzerine kendini.

•     Camın hemen yanına oturmak gibidir bazı şiirler; oysa gerilerde bir yerden uzaklar da görülür.

•      Bir kişiyle bile konuşulamaz şeylerle dolmuşsa bardak, boşlar şiir taşkını.

•    Solmuş sarı fotoğraf, duvarda, bir zaman çektiğimiz – şiirin başka bir  tanımı.

•  Bir şiir yazılırken, daha önce yazılmış, aşağı yukarı aynı havada, aynı temada bir başkası, hayranlık ya da hasetle hatırlanıyorsa, bu ye­nisinde de iş vardır (bazen de yok).

• Bir eldir güçlü şiir, el verse kıvıracağımızı sanırız: İnce, çelimsiz gö­rünür, oynar bizimle ve çok sürmez elimiz yapışır masaya.

• Tedavi klinikleri gibi, şiir klinikleri de olmalıydı.

• Şiiri hareketli yapan, kimi sözcükler arasında gidiş gelişler, hemen görülemeyen alış verişlerdir.

• Şiir ziyaret saatleri 24’ten sonra olmalı. Ne yazık ki 24’e kadar, ge­lenler de çok değil.

• Bazı şairlerin ölümüne yanarız, ancak onların şiirleridir ki, yıllar sonra soğuklarda gene ısıtır bizi.

• Şuna bir şey söylesene! Kim söylesin, şiir ona bir şey söylemez.

• Şiirine güvenmeyen, güvenilir şiirin uzağında kalır.

• Bazı besinler insanı tok, bazı şiirler insanı genç tutar ve ikisi he­men hemen aynı kapıya çıkar: Önlenir oburluklar, erken kocamalar.

• Gizli şiir sayısı, gizli işsiz sayısından aşağı değildir. Birçok şiirler, varlıklarını duyuramaz, kendilerine bir elin uzanmayışına sessizce kat­lanırlar.

• Bir şairin yakındığımız yanı ya dilidir, ya dilsizliği.

• Bir duvarı aşamayan seslenişler şiir. Duvarın arkasından millet maç seyrediyor.

•     Şiir kazalarında ölenlerin, sakat kalanların sayısı, trafik kazalarındakinden kat kat fazladır, hep aşırı hızdan, dikkatsizlikten.

•     İlham… evet, bir şey  vurdu oltaya, ümide kapılırız. Ama iğneye ta­kılan, atılmalık bir fasarya da olabilir. Önemli olan sözcüklerin birbiri­ni çekmesi, dizelerin dizi dizi ağda birikmesidir.

•     Çalçene şiircikler, bir kaşık suda gargara. Şiir bir durum, bir sorun üzerinde ölçülü konuşan, susunca da bizim düşünmemizi bekleyen bir olgunluktur.

•     Siz hangi dizede hangi sözcük, daha da yerinde, daha da güzel sor­madan değiştiriniz!

•     İyi şair, gereğince Karac’oğlan. O şöyle demişti: “Kim var imiş ben burada yoğ iken.”

(Düzyazılar I, s. 31 -35)

 

 

 

 

 

 

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Sorry, no posts were found.

0 yorum