ŞARLO ÖLDÜ, YAŞASIN ŞARLO

18 Temmuz 2013 0 yorum Aziz Nesin 1239 Görüntüleme

ŞARLO ÖLDÜ, YAŞASIN ŞARLO – Aziz Nesin

 

Şehzadebaşı’nda Hilal Sineması’nın ak gergisinde Şarlo’yu tanıdığım­da ya altı, ya yedi yaşımdaydım. O zamanlar filmlerde ses de, söz de yoktu. Ak gerginin önünde piyano çalan kırçıl saçlı, çirkin bir kadın var­dı. Emeğine karşılık bikaç kuruş almasının dışında boşuna çalışıyordu. Çünkü, salonu dolduranların kahkahalarından piyanonun ne sesi, ne gürültüsü duyuluyordu. O kalabalık salonda, Şarlo’ya tek gülmeyen belki de bendim.

Çarli’ye Şarlo diyerek O’nu kendimizden biri yapmışız. O bizden biri­dir. Bu sözü O’nunla çağdaş olan herkes söyleyebilir. Şarlo’nuıı başarı­sı nedir, diye sorulsa, yanıtım işte bu: O’nun için çağdaş olan herkes «Bizden biridir.» diyebilir.

Şarlo, mim ustasıdır. Bir de yüzü mumya gibi donuk, yüzünde hiç­bir çizgi kıpırtısı olmadan, yani Şarlo güldürüsünün tam karşıtı olarak bir başka güldürü ustası vardı: Buster Keaton.

Çarli’yi Şarlo yaptığımız gibi, Baster’i de Malek yapmıştık. Malek, yü­züne mask geçirilmiş gibi hiç mimiksiz güldürürdü.

Şarlo’nun altı yaşımdan bu yana gördüğüm bütün filmlerini, o ilk fil­mini seyrettiğim günkü gibi, bir Malek yüzüyle, yani hiç gülmeden, sey­rettim. Ama hepsinde duygulandım. Hangi filmindeydi o, aç insanın karşısındakini kızarmış tavuk olarak görmesi… Hele Diktatörde ne çok duygulanmıştım: Berta’yı ateşlemek için rütbe sırasına göre her asker arkasındaki birine komut verip de, en sondaki Şarlo arkasına bakınca kimseyi görmediği zaman… Orada Şarlo, Akşehir’e saldığı fillerinden ya­kınmak için bir kurulla birlikte Timurlenk’e başvurmaya gidip, Timur- lenk’in huzuruna çıktığında arkasına bakıp birlikte geldiklerinden kim­seleri görmeyen Nasrettin Hoca’ydı… Bilir misiniz. İngiliz Yahudisi Şar- lo’yla Sivrihisarlı Nasrettin Hoca akrabadırlar.

Duygusuz, hayır duygusuz değil, duygusunu dışa vurmayan donuk bir Malek yüzüyle seyrettiğim Şarlo filmleri içinde beni en çok duygu­landıran Sahne Işıkları olmuştur.

Çocukluğumda Şarlo’nun, özü olmayan o hareket güldürülerine, be­ni etkilemedikleri için gülemiyordum. Daha sonraları o filmlere çok öz­lü olduğu, beni çok etkiledikleri için gülemedim.

Şarlo; niçin, neye, nasıl güldürdüğünü bilen dünyamızın çok az sa­yıdaki güldürü ve gülmece ustalarının başında geliyordu. Benim Şar- lo’ya bir başka hayranlığım daha var: Yokluktan, yoksulluktan, acıdan, çekiden, en soylu biçimde öç alanlardan biridir. Bana göre O’nun bu soylu öcü, milyarlar tutan parasal varlığını, salt soyundan gelenlere ka­lıtını olarak bırakmasıyla eksik kalmıştır. Geçmişin ezikliğinden, soylu öç alanlara duyduğum hayranlık denli, bu zenginliklerini salt soyundan gelenlere bırakanlara da kızarım. Şarlo, hayran olduğum, kızdığım bü­yük adam…

Bilir misiniz, Nâzım Hikmet, Şarlo’yu kıskanırdı. Nereden belli, diye soracaksınız. Çünkü Nâzım Hikmet, çok kişiye kıskanç olmadığını an­latmak için, hem de birkaç kez Şarlo’yu ve Picasso’yu bile kıskanmadı­ğım söylemiştir. Vurgulayarak, sık sık kıskanmadığını söylemesi, bana göre, onları gizlice kıskandığını gösterir. Bu duygusunu, bir şiirinde de söylemiştir. Neyini kıskanırdı Şarlo’nun, Picasso’nun? Sanatlarını, ün­lerini, değil: onların çok yaşlılıklarında bile kadını yaşamalarını kıska­nırdı. Bilerek «Aşkı yaşamalarını» demiyorum. «Kadını yaşamalarını» di­yorum.

Şarlo, ezik geçmişinden gelen aşağılık yanlarını yücelterek güçsüzlü­ğünden kaynaklanıp, güçsüzlüğünü güçlülük kılan insandır. Kimileri düzenli bir yaşam sağlayamayacakları, iyi yetiştiremeyecekleri için ço­cuk yapmadıklarını söylerler. Şarlo’nun ana babası da böyle akılsızca düşünmüş olsalar, dünya bir Şarlo’dan yoksun kalacaktı. Şarlo’suz bir dünya ne denli eksik olurdu bir düşünsenize…

Mac Carthy kıyımında Şarlo’nun «Ben komünist değilim!» demesi, yani böyle bir savunma gereğini duyması hiç hoşuma gitmedi. O’nun ille de komünist olmasını istediğimden değil… Ama «Sen komünistsin! » diye işaret parmağını yüzüne uzatan Sam Amca’ ya, «Ben komünist de­ğilim!» demesi, Şarlo’nun büyüklüğüne uymaz ve işe yaramaz bir sa­vunmaydı. O dönemde, komünist değillerken «Komünist değilim» diye bir savunma küçülmesine düşmeyen yiğit Amerikan sanatçıları da var­dı. Ama Şarlo, dolar’ın ana yurdunu bırakıp gitmekle, başka bir büyük­lük gösterdi ve nişan verilmek üzere Amerika’ya çağrılmakla da Sam Amca’ya önünde diz çöktürdü.

Şarlo’nun, İngiltere Kraliçesinin verdiği sir’lik şamna sevinmemesine çok kişi şaşırmıştır. Bu sevinç gerçekte, hem ezik geçmişinden, hem Amerikan Mac Carthyzm’inden alınmış bir öç olduğu için sevinmeye de­ğerdi.

Her hayran olduğum kişinin ölümünden sonra, salt bireysel değil, toplumsal bir bencillikle, ölen kişiyle birlikte, kim bilir ne zengin dene­yimler, anılar, bilgiler, birikimler de birlikte j^ok oldu, öldü diye acını­rım. Çünkü o sanatçı Şarlo bile olsa, vermesi gerekenin üçte birini ve­rememiştir.

Cumhuriyet, 3 Ocak 1978

(Ah Biz Ödlek Aydınlar, s. 198- 200)

 

 

 

 

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Sorry, no posts were found.

0 yorum