SULTAN VELED (1226-1312)

27 Nisan 2013 0 yorum Divan Edebiyatı 341 Görüntüleme

 

 

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin büyük oğlu olan Sultan Veled, 25 Rebiu‘l-âhir 623/24 Nisan 1226 tarihinde şimdiki Karaman vilayeti olan Lârende’de dünyaya gelmiş ve 10 Recep 712/11 Kasım 1312’de Konya’da vefat etmiştir.

Asıl adı Bahâeddin Muhammed Veled’dir. Mevlânâ, ona babası Sultanu’l-ulemâ Bahâeddin Veled’in adını ve lakabını vermiş, fakat genelde Bahâeddin adıyla hitap etmiştir. Ancak böyle olmakla birlikte ismi, bazı kaynaklarda Bahâeddin Ahmed olarak da geçmektedir. Daha çok Sultan Veled adıyla tanınmış olan şair, şiirlerinde Veled mahlasını kullanmıştır.

Hz. Ebubekir’in soyundan

Sultan Veled, Velednâme’sinde bildirdiği ve diğer kaynaklarda geçtiği üzere, baba tarafından Ebû Bekr es-Sıddîk’a bağlanır.

Sultan Veled, küçük yaşlardan itibaren babasının yanında, onun mübarek kollarında büyümüş ve ondan hiç ayrılmamıştır. On yaşına geldiğinde teşkil olunan bütün toplantı ve mahfillerde babasının yanında bulunmuş ve babasının iltifatlarına mazhar olmuştur.

 


Babasının isteği doğrultusunda Şeyh Salahaddin’in kızı Fatma Hatun’la evlenmiştir. Eflâkî’nin Çelebi Ârif’ten rivayetine göre, Fatma Hatun’dan on iki veya on üç çocuğu dünyaya gelmiş; ancak hepsi de birkaç aylıkken vefat etmişlerdir. Doğan bu kadar çocuğun ölümünden sonra Çelebi Ârif ve Mutahhara Hatun ile Şeref Hatun adlarında bir oğlan iki kız üç çocuğu daha dünyaya gelmiş ve bunlar uzun müddet yaşamışlardır. Sultan Veled, Fatma Hatun’un ölümünden sonra, cariyeleri Nusret Hatun ve Sünbüle Hatun ile evlenmiş; Nusret Hatun’dan Çelebi Âbid; Sünbüle Hatun’dan da Çelebi Zâhid ve Çelebi Vâcid adlarında üç oğlu daha olmuştur.

İlk eğitimini babasından aldı

Sultan Veled, küçük yaşlarda okuyup yazmaya başlamış ve ilk öğrenimini babasından almıştır. Gençliğinin ilk yıllarında babasından Arapça dersleri almış ve ondan Hanefi fıkhının meşhur eseri Hidaye’yi okumuştur. İlköğreniminden sonra babasının isteğiyle, yüksek öğrenimi için, kardeşi Alâeddin ile birlikte Şam’a gitmiş ve orada eğitim görmüştür. Fıkıh alanındaki bilgi ve yorumlarıyla, Hanefi fukahasına dair yazılan tabakât kitaplarında Mevlânâ’nın yanında fukahanın en meşhurları arasında yer almıştır.

Sultan Veled, bu ilimlerin yanında marifet, velâyet ve sırları da, “Veled’in babasının verdiği bilgi ve velilikten başka, bilgi ve veliliği yoktur” dediği gibi ilk olarak babasından almıştır. Ayrıca Burhaneddin Muhakkık, Şems-i Tebrizi, Şeyh Salahaddin, Çelebi Hüsameddin ve Şeyh Kerimeddin’den de birçok sır ve maarif öğrenmiş ve bağışlar almıştır.

Farsça, Arapça, Türkçe ve Rumca biliyordu

Farsça ve Arapça’nın yanında Türkçe ve Rumca da bilen şair, bu dört dilde şiirler söylemiştir. Dinî bilgisi, âyet ve hadis kültürü, tasavvuf yönü ve diğer bilgileri yanında, edebî birikimi de son derece mükemmeldir.

Babasının yolundan ve izinden hiç ayrılmadı

Sultan Veled, her hususta babasına uymuş, onun sözünden hiç çıkmamış, onun öğütleriyle tarikate intisap etmiş ve halifelerine bağlanmıştır. İlk olarak Burhaneddin Muhakkık-i Tirmizi’ye bağlanmış; onun 638/1241’de ölümünden sonra beş yıl babasının hizmetinde bulunmuş; Şems-i Tebrizî’nin 642/1244’de Konya’ya gelip Mevlânâ’nın da ona bağlanmasıyla babasını takip ederek Şems’e bağlanmıştır. Şems’in, müritlerin davranışlarından ve kötü sözlerinden incinerek 645/1247 yılında ikinci defa Konya’dan ayrılarak kaybolmasından sonra, 652/1254 yılına kadar tam yedi yıl, babasıyla birlikte kararsızlık ve çaresizlik içerisinde hayat sürmüştür. Sonunda Mevlânâ’nın, 652/1254’de Şeyh Salahaddin’i halife ve şah olarak seçmesi ve Sultan Veled’e “Bundan böyle Salahaddin’e o padişahlar padişahına uy; çünkü o can âleminin kendisine uyulacak zatı ve mekânsızlık saltanatının sahibidir; Şemseddin budur” demesi üzerine, o da, bunu kabul ederek Şeyh Salahaddin’in hizmetine girmiştir. Şeyh’in 662/1263’de vefatından sonra Mevlânâ’nın Çelebi Hüsameddin’i halife seçmesiyle birlikte Çelebi’ye bağlanmıştır. Bu bağlılık, on yıl Mevlânâ’nın vefatından önce, on iki yıl da vefatından sonra toplam yirmi iki yıl sürmüştür. Çelebi Hüsameddin’in 683/1284’de vefatından sonra, kendini tam olgun görmediği için, Kerimeddin b. Bektemur’a bağlanmış ve yedi yıl da onun hizmetinde bulunmuştur.

Ancak böyle olmakla birlikte Sultan Veled, Çelebi’nin ölümünden sonra, babasını temsil etmeye başlamış ve Mevlânâ zamanında bir nüve halinde bulunan; fakat henüz kurulmamış olan Mevleviliği babası adına kurmaya; etrafa gönderdiği halifelerle bu mesleği yaymaya koyulmuş; yani bilfiil Mevleviliğin başına geçmiş ve hizmetlerde bulunmuştur.

Fakat çok samimi bir zat olduğundan kendisinin henüz olgunlaşmadığını hissetmiş; yahut babasının yolunda gitmek lüzumunu duymuş ve her iki saikin tesiriyle Şeyh Kerimeddin’e tabi olmuş; onun da 690/1291’de vefatından sonra hem şeklen hem de manen halifelik görevini üstlenmiş ve 712/1312 yılında vefatına kadar bu makamda kalmıştır.

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER:

 

 

GAZEL

Senün yüzün güneşdür yoksa aydur

Canum aldı gözün dakı ne eydür

(Senin yüzün güneş mi yoksa ay mıdır? Gözün canımı aldı daha ne der?)

 

Benim iki gözüm bilgil canumsın

Beni cansuz koyasın sen bu keydür

(İki gözüm! Bil ki sen benim canımsın; beni cansız bırakıp giştmen nasıl olur?)

 

Gözümden çıkma kim bu ev senündür

Benim gözüm sana yahşi saraydur

(Gözümden çıkma ki bu ev senindir, gözüm senin için güzel bir saray gibidir)

 

Temâşâ-çün berû gel kim göresin

Nite gözüm yaşı ırmak u çaydur

(Seyretmek için yakına gel ki göz yaşımın nasıl ırmağa ve çaya döndüğünü göresin)

 

Veled yoksuldı sensüz bu cihanda

Seni buldı bu kezden bey ü baydur

(Veled, bu cihanda sensizken yoksuldu; seni bulduğu için bundan böyle bey ve zengindir.)

 

Vezin: mefâîlün mefâîlün feûlün

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum