MİLLÎ ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF

27 Nisan 2013 0 yorum Millî Edebiyat Dönemi 451 Görüntüleme

Millî şairimiz Mehmet Akif’i İstiklâl Marşı’mızın kabulünün 91. yılında rahmet ve şükranla anıyorum.

Değerli şairimiz merhum M. Akif, Türk milletinin yetiştirdiği en değerli şair ve düşünce adamlarındandır. 63 yıllık hayatı doğrunun ve hakikatin peşinde geçmiştir. Türk milletinin destansı âvazı ve vicdanı olan Akif, 19. yy.da Türk ve İslam coğrafyasındaki karışıklık, çatışma ve geri kalmışlığın en derin ızdırabını yüreğinde yaşamış, şiirlerinde de Türk coğrafyasında yaşanan bu debdebeleri, bunalımları tüm çıplaklığıyla işlemiştir.

Mehmet Akif, milletimizin marifet ve fazilet[1] temellerine dayanarak yoksulluktan ve geri kalmışlıktan kurtulabileceğine inanmıştır. Ona göre marifet; bilim teknik ve sanatta gelişmeyi; fazilet ise bizi bir arada tutan maddî ve manevî kültür değerlerimizde yükselmeyi ifade eder. M. Akif, ilimsizliğe, köksüzlüğe, taassuba, tembelliğe savaş açmış ve bu saydıklarımızı koca bir imparatorluğu çökerten en önemli sebepler olarak görmüştür. Değerlerine sahip, ahlaki açıdan üstün bir nesil yetiştirerek başımıza gelen türlü musibet ve sıkıntılardan kurtulacağımıza inanmıştır. Hayasız, köksüz ve manevîyattan kopuk bir neslin bu millete verebileceği hiçbir şey olmadığı gibi bu milletten alıp götüreceği çok şey vardır. 1918’li yıllarda Robert Koleji’nden yetişen bir kızın verdiği konferansta Mehmet Akif’ten “beyni sağır, gözü kör” olarak bahsetmesi üzerine, Akif “Haya öğren ilkin” adlı şu manzumesini yazmıştır.
(…)
“Ne yapsam, neyle kurtarsam şu yatmış inleyen halkı
Ne gördün söyle evladım, ne duydun, lütfen izah et?
Hayır, hacet de yok izaha, pek meydanda mahiyet!
O mahiyet fakat iğrenç, o mahiyet fakat çirkin.
“Niçin?” dersen, sıkılmak hiss-i insanisi yok ilkin

Evet, beynim sağırdır… Kâinâtım, çünki, hep feryâd…
İşitmem başka bir ses milletim eylerken istimdâd.
Gözüm görmez, evet, zîrâ mûhitim kapkaranlıktır;
Fakat sînemde imânım müebbed fecr-i sâdıktır.
Kör olmaz ağlayan gözler, sağırlaşmaz tutuşmuş beyn;
Yaşarmaz gözle yanmaz beyni hilkat addeder bir şeyn!
Geçilmez kahkahandan her taraf yangın içindeyken…
Yanan bir sîneden, lâkin, ne istersin? Nedir öfken?
Beraber ağlamazsın, sonra, kör dersin, sağır dersin.
Bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hem ürpersin!
Ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
Bırak tahsîli, evlâdım, sen ilkin bir hayâ öğren![2]


Mehmet Akif, Balkan Harbi’nden Kurtuluş Savaşı’na değin milletimizin içinde yer aldığı her savaşı kalemiyle desteklemiş, yazdığı destansı şiirler, manzumeler ordumuza güç vermiştir. Çanakkale Savaşı esnasında yazdığı “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiiri bugün hâlâ Çanakkale Savaşı’nı işleyen şiirler arasında en önemlisi ve hatta en güzelidir.

Yurdunu Allah’a bırak çık yola;
“Cenge!” deyip çek ki vatan kurtula.
Böyle müyesser mi gaza her kula?
Haydi levend asker, uğurlar ola.
diye başlayan “Cenk Şarkısı” şiiri ve:
Yılmam ölümden, yaradan, Askerim;
Orduma, “gâzî” dedi Peygamberim.
Bir dileğim var, ölürüm isterim:
Yurduma tek düşman ayak basmasın.
dizeleriyle giriş yaptığı “Ordunun Duası” adlı şiirleri milletimize güç ve heyecan vermiştir. Milli mücadelede milli birliğe ve düşmanı yurdumuzdan atmaya yönelik vaazları da ayrıca burada zikredilmelidir.

Mehmet Akif’i büyük yapan sayısız özelliğinden başka bir özelliği daha vardır ki, o da, burada toplanmamıza vesile olan İstiklâl Marşı’mızın şairi olmasıdır.
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Okuyan ve dinleyen her Türk’ün yüreğine yıldırım gibi işleyen bu mısralar ancak Akif gibi milletine gönülden bağlı, milletine ölesiye sevdalı bir şair tarafından yazılabilirdi. Diğer bütün hizmetlerini bir kenara bıraksak bile sadece İstiklâl Marşı, Akif’in milletin kalbinde ve zihninde yaşamasına en büyük sebeptir.

Bir programda hatta bir konuşma metninde Mehmet Akif, ne kadar anlatılabilirse biz de size onu o kadar anlatmaya çalıştık. İstiklâl Marşımızı gururla her okuyuşumuzda milli şairimize olan şükran borcumuzu hatırlayabilmek bile onu şad edecektir. Mekanı cennet ruhu şâd olsun.

Yaşar Vural

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Yavuz Bülent Bakiler, Birkaç Söz, http://www.mehmetakifersoy.com/makale_detay.php?makaleid=1340

[2] Mehmed Akif Ersoy, Safahat (Haz. M. Ertuğrul Düzdağ), Gonca Yayınevi, İstanbul, 1987, s. 415 (“Kişi Hissettiği Nisbette Yaşar” başlığıyla yayınlanmıştır.)

 

 
 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum