HAYÂLÎ BEY (ölm. 1557)

27 Nisan 2013 0 yorum Divan Edebiyatı 915 Görüntüleme

 

16. yy.da yaşamış ve bugünkü Bosna, Kosova bölgesinden İstanbul’a gelmiş bir şairdir. Hayal unsurlarını ön plânda tuttuğu, hayale dair güzel şeyler söylediği için “Hayâlî” mahlasını kullanmıştır. Çeşitli devlet görevlerinde bulunduğu için “bey” unvanını almıştır. Şuara tezkirelerinde adına sıkça rastladığımız şairlerimizdendir. Seyyah bir sufiderviş olan Baba Alî Mest-i Acem müritleri ile Yenice-i Vardar’a geldiğinde, Mehmed topluluğa intisap etti ve onlarla beraber İstanbul’a gitti. Yolculuk müddetince Sufi düşünce ve uygulamaların yanı sıra, şiir konusunda da Baba Ali’den eğitim aldı.

İstanbul’da bir Kadı olan Sarı Gürz Nûreddîn Efendi genç Mehmed’in bu toplulukla beraber olmasını hoş karşılamadı ve onu himayesine aldı. Bu himaye altında Mehmed eğitimine devam etti ve şiir bilgisini ve becerisini ilerleterek Hayali mahlası ile eserler vermeye başladı.

Nihayet, Hayâlî OsmanlıVezir-i AzamlarındanPargalı İbrahim Paşa’nın dikkatini çekti ve Kanuni Sultan Süleyman’a takdim edildi. Sultanın en önemli şairlerinden biri haline gelen Hayâlî, seferlerde orduya eşlik etti. Bu süreçte (1522) Rodos kuşatmasına ve 1534’teki Bağdat fethine iştirak etti.

Bağdat’ın Fethi esnasında Hayâlî’nin büyük şair Fuzûlî ile tanışmış olduğu söylentileri de mevcuttur.

Şiir kabiliyeti yüzünden kendisine Melik-üş-şuarâ (“Şairlerin Sultanı”), Diyâr-ı Rûm’un Sultân-ı Şuarâsı (“Roma Topraklarının Şairlerinin Sultanı) ve Hayâlî-i meşhûr (“Meşhur Hayâlî”) gibi unvanlar verilmiştir. Şairin Vezir-i Azam ve Sultan’ın gözündeki konumu elbette kendisine pek çok düşman da kazandırmıştır ve sık sık hiciv ve alaylara maruz kalmıştır.

Ana hamisi İbrahim Paşa’nın katlini müteakip 1536’da Rüstem Paşa’nın vezir-i azamlığa terfisi ile Hayâlî’nin İstanbul yaşamı güçleşmiş ve o da kendisine bir Sancakbeyi konumu verilmesini sağlamıştır. Edirne Sancakbeyliğine atanan Hayâlî böylece adının sonuna Bey ünvanı da almıştır.

Divan edebiyatının bu önemli ismi, 1557 yılında Edirne‘de vefat etmiştir

 

GAZEL

Nigârâ bezm-i hüsnünde dil-i mestânemiz kaldı

Perin yakmış cemâlin şem’ine pervânemiz kaldı

 

Anı hoş tut garibindür efendi işte biz gitdik

Gönül derler ser-i kûyunda bir divânemiz kaldı

 

Yürek kan oldu hicrândan, vücudum çekdi el candan

Fedâ oldu yoluna cümlesi zirâ nemiz kaldı

 

Başımdan akl ise gitdi dil ile cân revân oldu

Ten-i bî-i’tibâr adlı kuru virânemiz kaldı

 

Hayâlî devlet-i bî-i’tibâra bakmadın gitdin

Bize besdir bu kim dillerde bir efsânemiz kaldı

 

 

GAZEL

Cihân-ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler

O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler

(Cihanı donatan –Allah- cihan içindedir; herkes onu aramayı bilmez. Nitekim denizdeki balıklar da denizin içindedirler ancak denizin ne olduğunu bilmezler)

 

Harâbât ehline dûzah azâbın anma ey zâhid

Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdâyı bilmezler

(Ey softa!meyhanede oturup aşk ve şarapla günlerini geçirenlere yarınki cehennem azabından bahsetme; bunlar, geçmişi ve geleceği bırakıp, yaşanılan güne değer veren kimselerdir, yarının tasasını çekmezler)

 

Şafak-gûn kan içinde dağını seyreyler âşıklar

Güneşde zerre görmezler felekde ayı bilmezler

(Âşıklar, şafak rengindeki yaralarını –aşk yüzünden bağırlarında açılan yaraları- seyrederler ve bu sebeple ne güneşteki zerreleri ne de gökteki ayı görürler)

 

Hamîde kadlerine rişte-i eşki takup bunlar

Atarlar tîr-i maksûdu nedendir yayı bilmezler

(Bunlar –âşıklar- yay gibi iki büklüm olmuş boylarına göz yaşı ipliğini gerip maksut okunu atarlar ama yayın neden olduğunun farkına varmazlar –nedense yay denilen şeyi bilmezler-)

 

Hayâlî fakr şalına çeneler cism-i üryânı

Anınla fahrederler atlas ü dibâyı bilmezler

(Ey Hayâlî! Çıplak vücutlarına yokluk, hiçlik şalını saranlar onunla öğünürler, atlasın ve dibanın ne olduğunu bilmezler)

 

Kaynakça:

Necmettin Halil Onan, İzahlı Divan Şiiri Antolojisi,Meb yay. İst. 1997. s. 152

Prof Dr. İskender Pala, Osman Sevim; Ortaöğretim için Divan Şiiri, Ankara 2009, s. 53

http://tr.wikipedia.org/wiki/Hay%C3%A2l%C3%AE_(%C5%9Fair)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum