AHMEDÎ (?-1413)

27 Nisan 2013 0 yorum Divan Edebiyatı 563 Görüntüleme

 

Asıl adı Tacüddin İbrahim’dir. Doğum tarihi ve nereli olduğuna dair verilen bilgiler kesinlik arz etmez. Ancak İbn Arabşah’ın verdiği bilgiye göre ömrünün sonlarına doğru Amasya’da yaşamıştır. Bazı kaynaklar Ahmedî’nin tahsilini arttırmak için Mısır’a gittiğini, Şeyh Ekmelüddin’den ders aldığını bildirir. Onun Mısır’da tıp, riyaziye, mantık ve astronomi birçok ilim dalında ders gördüğü verdiği eserlerden anlaşılmaktadır.

 

Ahmedî’nin Mısır dönüşünde Aydınoğulları’ndan İsa Bey’e (1360-1390) intisap ettiği, İsa Bey’in oğlu Hamza Bey’e sar ve nahv öğretmek maksadıyla Mirkatü’l-Edeb, Mizanü’l- Edeb ve Mi’yarü’l-Edeb adlı eserleri yazdığı bilinmektedir. Ahmedî, İsa Bey’den sonra Osmanlı’nın Aydınoğulları’na melik tayin ettiği Şehzade Emir Süleyman’a intisab etmiştir. Emir Süleyman’ın Timur istilası sebebiyle Edirne’ye gitmesiyle Ahmedî de Edirne’ye gitmiştir. Emir Süleyman’ın 1410’da Bursa’da öldürülmesi üzerine Ahmedî, I. Mehmed’in hizmetine girer. Ömrünün kalan kısmını I. Mehmet’in himayesinde ve II. Murad’ın hocalığında geçirmiştir. II. Murad’ın şehzadeliğinde Amasya’da bulunması dolayısıyla Ahmedî’nin de ömrünün sonlarında Amasya’da olduğu tezini güçlendirmiştir.

 

EDEBÎ ŞAHSİYETİ

Zamanın dînî hayatını, bu asırların atmosferik gaza ruhunu ve Türk ruhunda büyük bir imân kıvamını alan tasavvuf duyuş ve düşüncelerini çok iyi bilmesine rağmen Ahmedî daha çok, din dışı konuları işlemiş bir şairdir. Şairimiz, asırlar ötesine ses götürecek kuvvette gazeller, kasideler söylemiş; büyük aşk ve macera hikâyeleri yazmış ve bu eserlerine geniş bir kültür işlemiştir.

 

Ahmedî, sanatını en işlek bir şekilde daha çok divanındaki şiirlerinde kullanmıştır. Mesnevî tarzındaki eserlerinde de bu sanat alışkanlığına arada bir tesadüf edilmektedir. Türk şiirinde Hoca Dehhânî ile başlayan devrin sosyal hayatına dair mühim hadiseleri işleyiş, Ahmedî’de daha zengin bir biçimde görülmektedir.

 

Ahmedî, her divan şairi gibi İran şairlerini okumuş, incelemiş olup gazel ve kasidelerinde onların etkisinde kalmıştır. Hatta bazı şiirlerinde onları dahi geride bıraktığını gururlanarak ifade eder. Kendisiyle aynı dönemde yaşayan bazı şairlerden de şairlik yolunda kendisinin üstün olduğunu iftiharla anlatır. Dönemin şairi Kemaloğlu için:

 

“Kemaloğlı ki diyüp yidi beyti

Dili susen bigi ebkem olupdur”

(Kemaloğlu yedi beyitlik bir gazel söylemiş daha da bir şey söylememiş)

 

ESERLERİ

DİVÂN: Ahmedî’nin sanat bakımından en kıymetli eseri şüphesiz Divan’ıdır. 8 Tevhid, 4 Naat, 1 isa Peygamber medhiyesi, 7 Sultan Muhammed Methiyesi, 1 Nesayih, 1 Rümuz, 1 mükâleme-i seyf, 1 Kalem, 1 Bülbüliye, 1 İşretiye olmak üzere 74 Kaside; 2 Emir Süleyman Terci-i Bendi, 5 Emir Süleyman Terkib-i Bendi, 1 Melik Süleyman Terkib-i Bendi, 772 gazelden oluşan Divan’da beyit sayısı 9000’e yakındır.

 

CEMŞÎD Ü HURŞÎD: Ahmedî’nin 5000 beyit tutarındaki mesnevisidir. İran şairi Selmân’ın aynı ismi taşıyan eserinden yararlanılarak oluşturulmuş telif mahiyette bir eserdir. Aruzun mefâîlün/mefâilün/faûlün vezniyle yazılmış bu eser, Çin hükümdarının oğlu Cemşid ile Rum Kayserinin kızı Hurşid arasındaki aşkı konu almaktadır.

 

İSKENDERNAME: Sekiz bin beyitten oluşan İskendername mesnevisi Türk edebiyatında kaleme alınan ilk İskender romanıdır.1390 yılında yazılarak Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Emir Süleyman’a sunulmuştur. Eser, Makedonyalı İskender’in hayatını, girdiği savaşları, aşklarını ve ölümsüzlük suyuna kavuşma uğruna verdiği mücadeleyi konu edinse de, Büyük İskender’in gerçek yaşamı ile mesnevide anlatıldığı şekli arasında büyük farklar göze çarpar.

İskendername, bir hayat hikayesi olmasının ötesinde eski İran tarihi, peygamberler tarihi, İslam tarihi, Osmanlı tarihi, ahlak felsefesi, varlık felsefesi, astronomi, astroloji ve tıp gibi disiplinlerle de ilişki kurar. Ahmedî, bu anlamda İskendermame’de üç ayrı kişiliğe üç ayrı sembol yüklemiş, Aristo ile aklı, İskender ile ruhu, Dârâ ile insan nefsini sembolize etmiştir.

 

KAYNAKÇA:

Yaşar Akdoğan, İskendername’den Seçmeler, Kültür Bak. Yay. Ankara,2000

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum