3 MAYIS VE MİLLETİN GELECEĞİ

27 Nisan 2013 0 yorum Denemeler-Makaleler 725 Görüntüleme

 

Fikri temelleri Hüseyinzâde Ali Turanlar, Yusuf Akçuralar gibi Türk Edipleri tarafından 1800’lü yılların sonlarına doğru atılan Türkçülüğün, harekete geçiş tarihi 3 Mayıs 1944’tür. Hüseyin Nihal Atsız’ın dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı açık mektuplar nedeniyle Sabahattin Ali bir hakaret davası açar ve Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha oğuz Türkkan gibi dönemin milliyetçi ilim ve siyaset adamları tutuklanır. Milliyetçi-Turancılar davası olarak bilinen davanın ikinci duruşması 3 Mayıs 1944’te Ankara’dadır ve gençler o gün büyük bir gösteri, yürüyüş yaparlar. Anakara’da bu olay büyük yankı uyandırır ve gösteriye katılan 150’den fazla genç göz altına alınır ve çoğu işkenceye maruz kalır. Bugünü unutmayan bazı milliyetçi aydınlar 1 yıl sonra tutuklu bulundukları cezaevinde 3 mayıs olaylarını anmış ve daha sonra 3 Mayıs Milliyetçilerin bir geleneği haline gelmiştir.

 

3 Mayıs, kendi küllerinden yeniden doğuşun, şahlanışın, millî benliğin uyanışının günüdür. Özünden yanan közde, Kartal gibi bakan gözde ve Türk’ü özüne çağıran sözde hep bu uyanış vardır. Katmerleşmiş ve içinden çıkılamaz hale gelmiş yığınla meseleye reçete, yine bu kutlu uyanıştadır. Kendi derdine derman, yine kendi hekiminde, kendi ilacındadır. Millî birikimlerimiz ve beş bin yıllık devlet tecrübelerimiz de göstermiştir ki, membaı toprağımızdan doğmayan sular, işimize aşımıza zehir katmakta, kardeşi kardeşe düşürmektedir. Türk devlet geleneğini ve Türk’ün mizacını özümseyememiş ya da kendinde bu fıtratı taşıyamayanların idaresinde aziz milletimiz nice büyük felaketlere uğramış ve telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşamıştır. Böyle acı tecrübeler tarih kitaplarının sayfalarını dolduruyorken, bu tecrübeleri görmezden gelmek yine büyük bir gafletin ve acı bir aymazlığın neticesidir.

Adına kardeşlik projesi veya bilmem hangi açılım denirse densin, aziz milletimizin binlerce yıllık tecrübe ve birikimlerini açıktan muhalefet edercesine gerçekleştirilmeye çalışılan “açılım” saçmalığına; fikri ve zikri evvelden ipotekli aydın takımının ve bilcümle siyaset fukaralarının, gazeteci kırmalarının davul zurnalı söyledikleri türküler eşliğinde hızla yeni açılımlar eklenmektedir. Anaların gözlerinin yaşlarını dindirmeyi taahhüt edenler, bunun karşılığında neleri kime taahhüt ettiler her şey yakında gün yüzüne çıkacaktır. Ama milleti peşinden sürüklemeye oldukça mahir zevatın kuzu postu giymiş kurt olduklarını, cümle aleme ilan edecek bugün hiçbir yayın organı yoktur. Edenlerin de sonunun ne olduğu bellidir. (Ne tarafa oynadığı belli olmasa da bir medya grubununiçindeki aykırı sesler yüzünden devletin ilgili birimleri harekete geçiveriyor-ne hikmetse- birilerinin milyonlarca lira vergi borcu ortaya çıkarılıveriyor) İşte böyle bir durumda her karayı ak görenlerin gözlerini hakka çevirmek ve onların gören gözü olmak vazifesi, inançlı ve onurlu Türk milliyetçilerine düşmektedir.

3 Mayıs yeniden doğuş olsun… milleti uyutacak, vatanı bölecek ne kadar kirli plan, proje varsa hepsini çıktığı yere göndermek, etkisiz kılmak yine bu milletin vefalı evlatlarına düşmektedir. Yeniden doğuşu müjdeleyen gücünü maziden alan nice âtînin yetiştiğini görüyor ve bu güvenle geleceğe daha emin bakabiliyoruz. M. Kemal Atatürk, Millî mücadele yıllarında milletine ne kadar güvendiğini “Milletin istiklâl ve istikbâlini, yine milletinin azim ve kararı kurtaracaktır!” sözüyle açıkça belirtmiştir. İçten ve dıştan gelebilecek her türlü musibetten Millet yine kendi iradesi ve kararıyla kurtulacaktır. Aksini düşünmek, bu yüce millete haksızlık olur.

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum