TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI (1860-1896)

25 Nisan 2013 0 yorum Tanzimat Edebiyatı 808 Görüntüleme

Osmanlı Devleti’nde gerileme ve çöküşe çare bulmak ve azınlıkların isyanlarının önüne geçmek için bir dizi yenilik yapılmış, kurumlarda düzenlemelere gidilmişti. Özellikle Fransız İhtilâli’nden kaynaklı milliyetçilik dalgaları Osmanlıya da ulaşmış, dış ve iç çalkantılar Osmanlıyı iyice bunaltmaya başlamıştı. II. Mahmut’tan sonra tahta geçen I. Abdülmecit döneminde hem Batı’nın baskılarını azaltmak hem de iç politikaya yönelik bir hamle olarak Mustafa Reşit Paşa’nın hazırladığı Tanzimat Fermanı 1839’da ilan edilmişti

Bu Ferman ülkede siyasi ve sosyal alanlarda olduğu gibi edebiyat alanında da bir dizi yeniliğe kapı aralamıştı. Gerek Tercüme odalarının katkısı gerekse Batı’ya gönderilen öğrencilerin yurda dönüşlerindeki faaliyetleri Tanzimat Döneminde yeni bir edebiyatın oluşmasına zemin hazırlıyordu. Tanzimat’ın ilanından ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahvâl’in çıkışına kadar (1860)olan zaman aralığı Tanzimat dönemine hazırlık evresi olarak değerlendirilmektedir.

A)  Hazırlık Dönemi (1839-1860)

 

19. yüzyıl başlarından 1860’a kadar geçen zamanda biçim yönünden eski olmakla birlikte konu ve dil yönünden topluma yönelik yeni bazı eserlere rastlanır. Âkif Paşa’nın “Adem Kasidesi” eski biçimle “yokluk” gibi felsefi bir konuyu işleyen şiiri, şiirde temadaki yenileşmenin ilk çarpıcı örneğidir. Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan yaptığı “Telemak” adlı çeviri ve bu tarzdaki diğer eserler, gazete çalışmaları Tanzimat edebiyatının hazırlık safhasını oluşturmaktadır.

B) Tanzimat Edebiyatı- I. Dönem

Şinasi’nin Agâh Efendi ile çıkarmaya başladığı Tercüman-ı Ahvâl gazetesi Tanzimat edebiyatının başlangıcı kabul edilir. Dönemin belli başlı özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

          Bu dönemde siyasi gerekse sosyal şartlar sebebiyle toplumsal konular işlenmiş, sanat toplum içindir anlayışına uygun eserler verilmiştir.

          Hürriyet, hak, adalet, medeniyet, eşitlik gibi sosyal temalar işlenmiştir.

          Dilde sadeleşme anlayışı benimsenmiş ancak gazete ve tiyatro gibi türlerin dışında bu amaca pek ulaşılamamıştır.

          Eski şekillerle (kaside, gazel, terkib-i bent, terci-i bent …) yeni temalar işlenmiş, bunun yanında eski edebiyatımızda bulunmayan makale, anı, roman, hikâye, tiyatro gibi türlerin ilk örnekleri verilmiştir.

          Şiirde aruz ölçüsü kullanılmaya devam edilmiştir.

          Eski edebiyattaki parça güzelliği yerine anlam bütünlüğüne önem verilmiştir.

          Bu dönemde özellikle Klasisizm ve Romantizmin etkileri görülür. Şinasi, Ahmet Vefik Paşa ve Direktör Âli Bey Klasisizmin; Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi de romantizmin etkisinde eserler vermişlerdir.

          Romanlarda toplumsal konular özellikle Doğu-Batı çatışması işlenmiş, yanlış Batılılaşma eleştirilmiştir.

          Tiyatro halkın aydınlatılmasında çok önemli bir tür olarak görülmüş, çeviri ve uyarlamaların dışında telif tiyatrolar da yazılmıştır. Bu eserlerde “tanımadan evlilik, batıl inançlar, tarihi konular” ele alınmıştır.

Bu dönemin sanatçıları: Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Direktör Âli Bey, Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Samidir.

C) Tanzimat Edebiyatı- II. Dönem (1876-1896)

II. Abdülhamit, Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek meşrutiyete son vermiş; sosyal ve siyasi hayattaki baskılarına edebiyat dünyasında da devam etmiş, gazetelere karşı sansür uygulamıştır. Osmanlı hükûmetinin bu siyasi baskıları sanatçıları da etkilemiş ve bu dönem Tanzimat sanatçıları daha bireysel konulara yönelmişlerdir. Edebiyat alanındaki yenileşme faaliyetleri devam etse de eserlerin içeriği değişmiş sosyal konarla pek fazla temas edilmemiştir.

Bu dönemin özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

          İçinde bulunulan koşullar bu dönem sanatçılarını “sanat sanat içindir” anlayışına yöneltmiştir.

          Dildeki sadeleşme çalışmaları sona ermiş; eserlerde Arapça, Farsça hatta Fransızca kelimeler sıkça kullanılmıştır.

          Bu dönemin hikâye ve romanlarında Realizm ve Naturalizmin etkileri görülür. Şiirde ise Romantizmin etkileri devam eder.

          Batı edebiyatı şiir türleri (Sone, terza-rima, triyole) bu dönemde denenmeye başlanmıştır.

          Aruz ölçüsü yine hâkimiyetini devam ettirmiş, hece ile denemeler yapılmıştır. (Abdülhak Hamit Tarhan)

          Eski edebiyattaki “göz için uyak” kuralı Recaizade Mahmut Ekrem’in şiirlerinde yıkılmış, “Kulak için kafiye” anlayışı benimsenmiştir.

          Bu dönemde şiirin konusu bireyselleşmiş; aşk, ölüm, yalnızlık, tabiat gibi temalar şiirlerde işlenmiştir.

          Tiyatro birinci döneme göre önemini yitirmiş, tiyatro eserleri de oynanmak için değil okunmak için yazılmaya başlanmıştır. (Abdülhak Hamit Tarhan’ın tiyatroları)

          Muallim Naci ve Recaizade Ekrem arasında yaşanan “Zemzeme-Demdeme” tartışmaları Servet-i Fünûn edebiyatının zeminini hazırlamıştır.

Bu dönem sanatçıları ise şunlardır: Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezaî, Nabizade Nazım, Muallim Naci

YENİLEŞME DÖNEMİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

NOT: SİTEMİZDEN KAYNAK GÖSTERİLMEDEN ALINTI YAPILAMAZ.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum