RECAİZADE MAHMUT EKREM ( 1 Mart 1847-31 Ocak 1914)

25 Nisan 2013 0 yorum Tanzimat Edebiyatı 4347 Görüntüleme

RECAİZADE MAHMUT EKREM ( 1 Mart 1847-31 Ocak 1914)

recaizade_m._ekremRecaizade Mahmut Ekrem, 1 Mart 1847’de Vaniköy’de dünyaya gelmiştir.  Babası Serhalife Ahmet Nurettin Efendin’nin oğlu Mehmet Şakir (Recai)Efendi’dir. Annesi, Gazi Timurtaş Paşa soyundan gelen Rabiâ Adviye Hanım’dır. Recaizade Mahmut Ekrem’in babası Mehmet Şakir Efendi’ye “Recai” takma adını hocası Filibeli Mehmet Efendi vermiştir. Recai Efendi, iyi eğitim görmüş sanat ve edebiyatla uğraşan bir devlet adamıdır. Recaizade Mahmut Ekrem’in annesi de okumuş bir Osmanlı kadınıdır.

Recaizade M. Ekrem’in ilk hocası, babasıdır. Arapça ve Farsça derslerini ilk olarak babasından alan Mahmut Ekrem, önce Beyazıd Rüştiyesi’nde okur, ardından Mekteb-i İrfan’da eğitimine devam eder.  Recaizade, 1858’de Harbiye İdadisi’ne kaydolur.  Burada ilk edebiyat denemelerine başlayan R. Mahmut Ekrem, bu okuldan sıkılınca babası tarafından buradan alınarak Hariciye Mektubî Kalemi’nde memuriyete başlar. (1862) Recaizade, bu görevindeyken Fransızcayı öğrenir. Batı kültürünü tanıması açısından buradaki memuriyeti önemlidir. Recaizade yine bu kalemde çalışırken Namık kemal, Leskofçalı Galip, Hersekli Arif Hikmet ve Âyetullah gibi devrin önemli edebiyat simalarıyla tanışır. Onlarla birlikte Encümen-i Şuara toplantılarına katılır. İlk yazıları Tasvir-i Efkâr, Terakki, Hakayık’ul Vekâyi’de çıkar. 18 Mayıs 1867’de Namık Kemal Paris’e giderken Tasvir-i Efkâr’ın yönetimini ona bırakır.

Recaizade, memuriyet hayatında da başarılı bir şekilde yükselmektedir. 1868’den sonra Şura-yı  Devlet Başmuavinliğine kadar yükselir.  Bu yıllarda amcası Ârif Efendi’nin kızı Güzide Hanım ile evlenen Recaizade, evliliğinin ikinci yılında ilk çocuğu Piraye doğum esnasında ölür. Şair daha sonra bu ölümün etkisiyle “Tahassür” adlı manzumesini yazmıştır.

1870’de Batı’dan çeviriler yapmaya başlayan Recaizade’nin ilk çeviri kitabı bir tiyatro eseri olan Afife Anjelik’tir.  1871’de eski tarzda yazdığı şiirlerini Nağme-i Seher adıyla yayımlar. 1872’de Chateaubriand’tan çevirdiği Atala ile gençlik yıllarını dile getiren Yadigâr-ı Şebab adlı uzun manzumesini çıkarır.(1873) Silvio Pellico’dan çevirdiği “Mes Prisons” ile ilk telif tiyatrosu Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç  adlı eserlerini 1874’te yayımlar.

Rahatsızlığı sebebiyle Viyana yakınlarındaki Kalton Layt Kebin’e gider. (1876)

Recaizade’yi edebiyat dünyasında tanıtan önemli olaylardan birisi de Mekteb-i Mülkiye’de göreve başlamasıyla birlikte yazdığı Talim-i Edebiyat (1879) adlı eseridir.  Bu eserle birlikte kendisine “üstad” payesi verilmiştir. Mekteb-i Mülkiye’de öğrencilerine bir taraftan Batılı edebiyatı öğretmeye çalışırken bir yandan da bu anlayışla eserler veriyordu. Bu dönemde arka arkaya üç “Zemzeme” (1883-1884-1885)yi, Takdir-i Elhan’ı ve Tefekkür’ü yayımladı.

                Recaizade’nin Talim-i Edebiyat ve Takdir-i Elhan’ı yayımlaması edebiyat çevrelerinde geniş yankı buldu. Eski edebiyat çevreleri ve özellikle Muallim Naci, bu eserlere ağır eleştirilerde bulundu. Bu tartışmalar edebiyatta “eski-yeni” tartışmaları olarak geçmiş ve uzun süre devam etmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem gerek bu tartışmalardan gerekse oğlu Emced’in yıllarca süren hastalığından dolayı oldukça sıkıntılı dönemler geçirmiştir. 1 Eylül 1883’te üçüncü çocuğu Nijad Ekrem’in dünyaya gelmesi ona bir umut ışığı olmuştur.

                Edebiyat çevresindeki sıkıntılı günler “Saime” adlı hikâyesinin sansüre uğramasıyla daha da artar.  Bundan dolayı İstanbul’dan ayrılmayı düşünen Ekrem, aradığı fırsatı Trablusgarp’a gönderilen bulaşıcı hastalık komisyonuna başkan olmasıyla bulur ve üç ay Trablus’ta kalır. Oradan Malta’ya geçen şairin niyeti Avrupa’ya kaçmaktır. Ancak bu durumu anlayan Abdülhamit tarafından İstanbul’a geri getirtilir. Saray tarafından Büyük Ada’ya yerleştirilen Ekrem iki yıl burada kalır ve bir süre sanat çevresinden kopar. Bu yıllarda Namık Kemal ölmüş, Abdülhak Hamit Tarhan İngiltere’ye görevlendirilmiş, kendisi de bir daha edebiyatla uğraşmayacağına dair saraya söz vermişti. Her anlamda yalnız kalan Ekrem, suya sabuna dokunmadan yeni bir edebiyat çevresi oluşturmayı burada düşünmüş ve bunu uygulamayı da başarmıştır. Şemsa adlı hikâyesinin Selanik’teki asır gazetesinde çıkmasıyla bu ortamın oluşmasına zemin hazırlanmaya başlanmıştı. Aynı hikâye Baba Tahir’in Musavver Malumât gazetesinde yayımlanmaya başlanmış ve Servet’i Fünun dergisinde Şemsa’yı öven bir yazı yayımlanmıştı.

Servet-i Fünûn dergisini çıkaran Ahmet İhsan (Tokgöz), Recaizade’nin Mülkiye’den öğrencisidir. Bir başka öğrencisi de Galatasaray Sultanisi’nden sevdiği Tevfik Fikret’tir. Bu ikisini tanıştıran Recaizade, daha önce fen alanında yayın yapan “Servet-i Fünûn” dergisinin başına Tevfik Fikret’i getirir. Böylece dergi, edebiyat sahasında yayın yapmaya başlamış olur. Bu derginin kadrosuna daha sonra Cenap Şehabettin, Halid Ziya, Hüseyin Cahit gibi isimler de katılır. Böylelikle edebiyatımızda daha sonra “Edebiyat-ı Cedide” olarak adlandırılacak olan Servet-i Fünûn dönemi başlamış olur. Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası” adlı eseri de bu dergide yayımlanmaya başlanır.

Recaizade’nin oluşmasına büyük emek harcadığı bu topluluk 4 sene içinde dağılmaya başlar. Recaizade, topluluğun dağılmasına engel olmaya çalışmışsa da bunu başaramaz. Aynı yıllarda oğlu Nijad’ın ölmesi de onu büsbütün yıkar.

Meşrutiyetin ilanına kadar anılarıyla yaşayan Recaizade, meşrutiyetin getirdiği serbestlik ortamında tekrar yazmaya başlar. Yeni hükümetin  maarif nazırlığı görevini üstlenmişse de, bunda pek fazla muvaffak olamaz ve ölünceye kadar devam edeceği “Ayan azalığı” görevine getirilir.

Oğlu Nijad Ekrem’in ölümü, arkadaşlarının ayrılması ve memleketin içinde bulunduğu buhran Recaizade’yi de derinden etkilemiş zaten hassas olan bünyesini iyice yıpratmıştır. 1913’ten itibaren hastalanmaya başlayan Recaizade Mahmut Ekrem, 31 Ocak 1914’te sabaha karşı ölmüştür. Naaşı, çok sevdiği Nijad’ın yanına Küçüksu Mezarlığı’na defnedilir.

RECAİZADE MAHMUT EKREM’İN ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ.

Kaynak: Doç Dr. İsmail parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem, Kültür ve Turizm Bak. Yay.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum