EMİN BÜLENT SERDAROĞLU (1886-1942)

24 Nisan 2013 0 yorum Fecr-i ÂtÎ Edebiyatı 1372 Görüntüleme

EMİN BÜLENT SERDAROĞLU (1886-1942)

eminbulentserdaroglu

1886’da Halep’te doğmuştur. Babası Ömer muzaffer Bey’dir. İlköğrenimini Beşiktaş’taki Şemsül’l- Mekatip adlı özel ilkokulda yaptıktan sonra Galatasaray Sultanisi’ne girdi. O da Haşim gibi herkesten uzak, sade bir yaşam sürmüştür. Hudud Sıhhıyesi’nde, Reji İdâresi’nde, İnhisarlar İdâresi’nde, Elektrik ve Tramvay Şirketi’nde çalıştı. 1942 yılında ölmüştür.

Sanatı:

Fecr-i Âti topluluğuna giren şairlerdendir. Duyuş ve ifade tarzında bu topluluğun genel özelliklerini taşır. Fakat ferdi konuların yanı başında sosyal ve millî konulara yer vermesi bakımından onlardan ayrılır. Şöhretinin büyük payı da “Kir, Hisarlara Karşı, Hatif Diyor ki” gibi bu konulardaki parçalardan gelir. Bazı şiirlerinde özellikle “Çöller” şiirinde Ahmet Haşim’in Şi’r-i Kamer”inin etkisi görülür. Şiirlerindeki titizliği şiirlerinin sayıca az olmasına sebep olmuş ve incitilmek korkusuyla da sağlığında onları bir araya getirememiştir.

GURBET GECELERİ

Uzak denizlere tenhâca gözlerim dalıyor,

Derin çöl akşamı üstüme sessiz alçalıyor.

Uzakta Akdeniz’in vecd-i lâl ü tenhâsı

Ufukta çöllerin esrâr-ı hüzn ü ru’yâsı

Bu çöllerin ılık akşamlarında güller erir;

Mesâ… bu ufk-ı sükûtun sükûn-ı iffetidir…

Yavaş yavaş yine evlerde lâmbalar yanıyor

Gönül, ipekli karanlıkta bir hayâl anıyor

Odam, felaket-i zulmetle pür-memât-ı gubâr;

Ne bir kadın eli, heyhât ne bir tebessüm var.

Odamda lambamı hep böyle kimseler yakmaz…

Teselli et beni ey zulmet… ey leyâl-i niyâz!

İçimde şimdi benim eski şerhâlar kanıyor,

Yavaş yavaş uzak evlerde lambalar yanıyor…

Uzakta, tâ Nil’in üstünde zirveler nâ-gâh

Beyazlaşıp şeb-i hücrâya doğru kasvet-i mâh…

Ziyâda hurmalar olmuştu bir hayâl-i serâb

Ayın ziyâsını içmişti mahremiyet-i âb

Uzakta kafilere, kârbânlar, develer

Gunûde bir çayı ta’kîb edip cenûba gider.

Dikenli bir yolun üstünde tozlu bir merkeb.

Semâda yolcuya yol gösteren hayâl-i zeheb…

KiN

Göster semâ-yı mağribe yüksel de alnını , 

Dök kalb-i sâf-ı millete feyz-i beyânını ! 

Al bayrağınla çık,yürü sağken zafer-nümâ , 

Bir gün şehit olunca da , olsun kefen sana ! 

Ey makber-i muazzam-ı ecdâdı titreten , 

Düşman sadâsı,sus, yine yükselme gölgeden ! 

Düşman! Hilal-i râyet-i İslam’a hürmet et , 

Toplar boğar hitâbını dağlarda âkibet..! 

Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini , 

Binlerce can dirilse de nakletse geçmişini ! 

Garbın cebin-i zâlimi afv etmedim seni , 

Türk’üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi..! 

Ben şûre-zâr-ı kalbimi kinimle süslerim , 

Kalbimde bir silah ile ferdâyı beklerim . 

Kabrinde müsterih uyu ey nâm-dar atam ! 

Evladının bugünkü adı sâde intikam..! 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum