YARGISIZ CÜMLE

30 Mart 2013 0 yorum Dil ve Anlatım 377 Görüntüleme

Gün geçmiyor ki televizyonlarda dil katliamına şahit olmayalım. Efes Pilsen Futbol Turnuvası’nda karşılaşan Galatasaray- Feyenord maçını sunan spiker, sanki Türkçeyi unutmuş gibi karşılaşmayı sunuyordu. Şöyle bir cümle dizimi Türkçede var mıdır? “Taç Galatasaray, atak Feyenort, şut Sabri” vb. Allah aşkına bu cümlenin nerede yüklemi, nerede yargısı? Bu cümle kurgusu Türkçe değildir.

Güzide memleketimin şehirlerini gezdiğinizde iş yeri tabelalarında “cafe konak, otel omtel, Bank Asya” gibi garip terkipler (tamlamalar) görebilirsiniz. Hatta artık telefonda ya da sıradan tanışmalarda kendilerini karşısındakine tanıtırken “Merhaba, Ayşe ben.” gibi cümleler kuranları da televizyonlar vasıtasıyla iyice duyar olduk. “Ben Ayşe cümlesinde özne yüklemi tanımlamakta ve tamamlamaktadır. Doğrusu da budur. Oysa artık bu günlerin moda söyleyişle “Aslı ben, Ayşe ben” kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu tamlama türü Türkçe değildir. Bu tamlamalar İngilizce dil kurallarına göre oluşturulmuştur. Türkçeye uygun tamlamalar şöyle olmalıydı: Konak cafesi(ya da kahvehanesi), Omtel Oteli, Asya Bankası”.

Futbol maçına tekrar dönersek, sunucunun yukarıda verdiğim cümleleri kullanmasını anlayamadım. Acaba kelimelerden sonra, şimdi sırada İngilizce cümle dizimi mi var?

Türkçenin kendi içinde bir kuralı, kendine has mantığı kendine özgü cümle dizimi vardır. Türkçe bir cümleyi İngilizce kaidelere göre ifade etmek büyük bir gaflet eğer gaflet değilse bilinçli yapılan bir işgüzarlıktır. Allah aşkına milyonların sizi izlediği bir ekrandan sürekli olarak “Taç Galatasaray, serbest vuruş Feyenort” demenin nasıl bir izahı olabilir. Artık, İngilizler gibi düşünüp onlar gibi mi düşüncelerimizi ifade edeceğiz? Bu nasıl bir futbol maçı sunmaktır? Bu sunucuyu hiç mi uyaran, buna “kardeşim yanlış söylüyorsun” diyen yok? Yoksa oradakiler gibi bu densizin yaptığı yanlışlar sizin de mi dikkatinizi çekmedi? Acaba bir ben mi bu cümleleri duyunca tiksindim.

Dil meselesi zannettiğimiz gibi sıradan bir mesele değildir. Her geçen gün dilimize yabancılaşıyoruz. Dil, milletimizin binlerce yıllık birikimini, yaşayışını, kültürünü aktaran, taşıyan bir vasıtadır. Dile yabancılaşmak kültüre ve dahası milli kimliğe yabancılaşmaktır. Dil ile millet arasındaki zincirden bağı görebilenler anlayacaklardır ki, dil aslında millet demektir. Milletin kendisini, değerlerini unutması dili unutmasıyla eş değerdir.

Hiç kimse demesin ki, “aman canım, bir futbol maçında, sunucu bir iki abuk sabuk cümle kurdu diye dilimizi mi unutacağız?” Milletin dilinden uzaklaşması, dilini unutması bir kaç yılda olabilecek bir olay değildir. Tarih, dilini unutarak kimliğini kaybetmiş Türk kavimlerine şahittir. Peçenekler, Macarlar, Bulgarlar… O halde dilimizdeki yabancılaşma kelime düzeyini aşıp cümle düzeyine vardıysa tehlike çanları çalıyor demektir. Ben dilimizin gidişatından hakikaten endişeliyim. İnsanlarımızda dil duyarlılığı olmadığı gibi sırf özenti sebebiyle ilkokul tahsilini zar zor almış bir vatandaşın yabancı kelimelerle konuşmaya çalıştığına şahit oluyorum.

Türkçe, bir kaç densizin elinde ve dilinde kirletilecek kadar basit ve bir kabile dili değildir. Dili hak ettiği zirveye çıkarmak her Türk gencinin, düşünürün, öğrencisinin kısacası her vatandaşın görevidir.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum